Oyun Bağımlılığı | Metafor Psikolojik Danışmanlık | Ankara Psikolojik Danışma

Oyun Bağımlılığı

Uzmanımız Gözde Çamaş’ın 17.12.2020 tarihli Ticari Hayat Gazetesi ile yapmış olduğu röportajı gözden geçirebilirsiniz…

• Son yıllarda gençler bilgisayarda çok fazla zaman geçiriyor ve oyun bağımlısı olabiliyorlar. Öncelikle oyun bağımlılığı nedir ve belirtileri nelerdir?

Son yıllarda oyun bağımlılığıyla ilgili yapılan araştırmalarda; oyunun aşırı kullanımı, kontrolsüz oyun oynama, problemli oyun oynama davranışı, dijital oyun bağımlılığı gibi farklı tanımlarla adlandırıldığı gözleniyor. Güncel olarak kullanıldığı tabiri ile oyun bağımlılığı ise özellikle son yirmi yıldan itibaren bilimsel yayınlarda problemli bir davranış olarak yer almaktadır. Bu durumda, teknolojinin hayatımızda her geçen gün daha fazla yer edinmesi de önemli bir etken olarak karşımıza çıkmaktadır. Önümüzdeki yıllarda ise psikolojik yardım alanında çalışan profesyonellerin oyun bağımlılığı ve buna bağlı problemler ile daha fazla karşılaşacaklarını öngörebilmek çok zor değildir. Oyun bağımlılığını ele alırken özellikle birkaç nokta belirti olarak dikkat çekmektedir.

Oyun bağımlısı, oyun oynamadığı zamanda kendini kötü hisseder…

Oyun bağımlılığının belirtileri değerlendirildiğinde; oyunun, kişinin hayatında çok fazlasıyla yer aldığı ve duygu, düşünce ve davranışlarında öncelikli olduğu görülmektedir. Oyuncu, iş veya okul hayatına odaklanması gereken zamanlarda dahi oyun oynamaya veya oyunla ilgili düşünceler içerisinde kendini bulmaya başlar. Oyun oynamadığı zamanlarda kendini kötü hisseder ve bir an önce oyuna başlamak için harekete geçer. Daha önce severek yaptığı işleri veya görüşmeleri ertelemeye başlar. Çevresindeki insanların tepkisini çekmemek için oyunda kaldığı süreyle ilgili dürüst olmamaya ve bu zamanları gizlemeye çalışır. Oyunda kaldığı süre giderek artış gösterir ve kişilerarası ilişkilerinde bozulmalar görülür.

Oyun oynamalarına engel olan kişilere karşı öfke duyarlar… 

Oyun oynayamadıkları zaman yaşadıkları olumsuz duyguları tekrar yaşamamak için oynamalarına engel olan kişilere karşı öfke, şiddet ve uzaklaşma isteği duyabilirler. Oyuncuların oyun oynamayı kontrol etme veya azaltma girişimleri ise çoğunlukla başarısızlıkla sonuçlanır. Oyunu sürdürmesinin sonucunda oyuncuların işini kaybetmesi, okulda başarısız olması, romantik ilişki içindeyse eğer partnerinden ayrılmasına veya eşinden boşanmasına, temel kişisel bakım gereksinimlerini ihmal etmesine kadar birçok problemle karşı karşıya kalmaktadır.

Geçtiğimiz hafta Ankara’da vahim bir olay yaşandı. 13 yaşındaki iki erkek çocuğu bilgisayar oyunu oynarken aralarında çıkan tartışma büyüdü.  Ve tartışmanın sonucunda hayatını A. D.  hayatını kaybetti. 13 yaşındaki E. Ö bilgisayar oyunundaki başroldeki karakteri vurduğu için çıkan tartışma ölümle sonlandı. Bu konuya ilişkin neler söylersiniz? 

Öncelikle böyle bir olayın yaşanması oldukça üzüncü… Evladını kaybeden aileye sabırlar diliyorum… Oyun endüstrisinin, teknolojinin de gelişimi ile birlikte, her yaştan insana hitap etmeye başlaması ve birçok farklı türde oyuna kolay erişim sağlanması, insanları psikososyal ve davranışsal olarak da etkilemeye başladı. Son yıllarda yapılan araştırmalarda, özellikle erkeklerin ve ergenlerin büyük oranda oyun oynadıkları ve bu oyunların da birçoğunun şiddet içerikli olduğu görülmektedir. Şiddet içeren oyunlar; yalnızlık, depresyon, saldırganlık, şiddete karşı duyarsızlaşma, sosyal davranışlarda azalma, düşük dikkat düzeyi, düşük akademik başarı, olumsuz duygularda artış gibi birtakım olumsuz sonuçları da beraberinde getirmektedir. Şiddet içerikli oyunları uzun süre oynayan oyuncularda ise özellikle şiddete karşı duyarsızlaşma, empati yoksunluğu ve yardımsever davranışlarda azalma gözlenmektedir. Bu durum, oyuncuların psikolojik problemler yaşama olasılığını artırmakta ya da var olan psikolojik problemlerinse daha yüksek düzeyde yaşanmasına zemin hazırlamaktadır. Bu tarz oyunların psikolojik sağlığı tehdit ettiğini dikkate almakla birlikte, ancak şiddet içeren davranışların sadece şiddet içerikli oyunlar ile açıklanamayacağını da belirtmek gerekmektedir.

• Oyun bağımlılığı kötü sonuçlar doğurabiliyor. Bu nedenle gençler nelere dikkat etmeli ve ebeveynlerine tavsiyeleriniz nelerdir? 

Oyun bağımlılığı; psikolojik, sosyal ve fiziksel anlamda birçok olumsuz etkiyi birlikte barındırmaktadır. Oyun bağımlılığının psikolojik etkileri genellikle; düşük yaşam memnuniyeti, özgüven sorunları, yüksek kaygı ve depresyon riski, saldırgan davranışlarda artış olarak gözlenmektedir. Bilgisayar oyunu oynayan kişiler, zamanlarının çoğunu sanal ortamda veya oyun oynarken geçirdikleri için artık sosyal ortamlarından da kendi istekleriyle uzaklaşmaya başlayacakladır. Yüz yüze iletişimi sürdürmemeleri, sosyal destek ağından zamanla ayrılmaları ve yalnız kalmak istemeleri, olumlu sosyal davranışlarında da azalmayı beraberinde getirmektedir. Oyun bağımlılığı sürecinde oyuncuların birçoğunda fiziksel olarak; günlük işleri erteleme veya yapmama, akademik başarıda düşüş, sınırlı fiziksel aktivite ve hareketsizlik, yetersiz veya düzensiz uyku düzeni, yetersiz ve sağlıksız beslenme düzenine bağlı olarak obezite, kas ve iskelet sisteminde yaşanan sorunlar ve kişisel bakımdaki yetersizliklerin ortaya çıktığı da görülmektedir.

Ebeveynler oyun seçiminde dikkatli olmalı…

Günümüzde, çocukların teknolojiyle birlikte büyümesi ve geleneksel oyun etkinliklerinin yerini dijital oyunların alması, oyun bağımlılığının artmasında önemli etkenlerdendir. Araştırmalarda ise ergenlerin, özellikle de erkeklerin, oyun bağımlılığı yaşadığını göstermektedir. Bu süreçte ebeveynlerin dikkatli olması ve oyun bağımlılığını önleyici yaklaşımlarda bulunması oldukça önemlidir. Ebeveynler, bilgisayar oyunlarının olumsuz etkilerinin farkında olmalarının yanı sıra olumlu etkilerini de göz önünde bulundurmaları ve çocuklarının oyun seçimlerinde aktif rol alarak, onları daha faydalı oyunlara yönlendirmeleri, olası problemlerin önlenmesini de sağlayacaktır. Teknolojinin hayatımızdaki rolünün her geçen gün arttığı böyle bir dönemde, ebeveynlerin çocuklarını bilgisayar oyunlarından ya da dijital ortamdan tamamıyla uzak tutabilmeleri gerçekçi bir beklenti değildir. Önemli olan; oyunun içeriği ve oyun oynama süresinin, ebeveynlerin kontrolünde yürütülüyor olmasıdır. Araştırmalarda şiddet içermeyen, çocuğun yaşına uygun ve iş birliği içeren dijital oyunların; yorgunluk ve stresi azalttığı, boş zamanları değerlendirdiği, rahatlamaya olanak sağladığı, problemler çözme ve görsel-dikkat becerilerini geliştirdiği ve özellikle de eğitsel içeriği olan oyunların ders başarısını artırdığı belirtilmektedir. Ebeveynlerin oyunların içeriğine yönelik bilgi sahibi olmalarının yanı sıra, çocuklarının ‘‘nerede’’ ve ‘‘ne zaman’’ oyun oynayacağıyla ilgili temel kuralları oluşturmaları gerekmektedir. Bu kurallar oluşturulurken yine çocuğun yaşına göre bir düzenleme yapılmalıdır. Dijital oyunları yatak odası veya yalnız kalacağı alanların dışında, herkesin görebileceği ortak alanlarda oynamasına özen gösterilmelidir. Oyun oynama saatleri; ödev veya diğer önemli işlerini tamamladıktan sonrasına planlanmalıdır. Ebeveynlerin çocuklarına, dijital oyunlar dışında kalan zamanlarında ilgilenebilecekleri, evle ilgili sorumluluklar ya da sosyal faaliyetler oluşturmaları da oyun bağımlılığını engellemeye yardımcı olacaktır. Tüm önlemlere karşın, dijital oyun oynama davranışı kontrolsüz bir şekilde sürmeye devam ediyorsa eğer ebeveynlerin profesyonel birinden psikolojik yardım almaları gerekmektedir.

Ergenlerin bağımlılık riski daha yüksek !

Peki, anladığım kadarıyla ebeveynlere çok büyük bir iş düşüyor. Özellikle ergenlik döneminde aileler daha dikkatli mi olmalı?  Ergen bir çocuğu olan ebeveynleri uyaracağınız bir konu var mı? 

Son yıllardaki teknolojik gelişmelerle başlayan ve küresel salgın nedeniyle de hızlı bir şekilde artış gösteren teknolojik aletlerin kullanımı ve online süreçlerin hayatımıza girişi, ergenlerin önceden açık alanlarda ve yüz yüze gerçekleştirdikleri oyun etkinliklerini oldukça kısıtlamıştır. Artık bunun yerini, bilgisayar oyunlarına ya da cep telefonları aracılığıyla gerçekleştirilen sanal etkinlikler daha çok almıştır. Ergenlik dönemindeki gençlerin arkadaş ortamlarında daha çok zaman geçirmeye başladıkları düşünüldüğünde ise hayatlarında teknolojik aletleri kullanma sıklıkları da oldukça yükselmiştir. Ancak ergenler yaş düzeyi açısından değerlendirildiğinde, bağımlılık riskiyle diğer yaş gruplarına göre daha fazla karşı karşıya kalmaktadırlar.

Oyun bağımlılığının önlenmesinde, ergenlerin psikolojik ihtiyaçlarının bilinmesi gerekiyor… 

Teknolojik aletlere ve oyun oynamaya yönelik bu yoğun ilgileri, ergenlerin bazı psikolojik ihtiyaçlarını da internet veya oyunlar aracılığıyla tatmin etmeye çalıştıklarını da göstermektedir. Bu nedenle oyun bağımlılığının önlenmesinde, ergenlerin psikolojik ihtiyaçlarının bilinmesi önem taşımaktadır. Ebeveynlerin; ergenlerin duygularını paylaşmalarını desteklemeleri ve birlikte yapabilecekleri etkinliklere ağırlık vermeleri, dijital bağımlılıkların gelişmesinde önleyici olabilmektedir. Ergenlerin bulundukları dönem itibariyle daha fazla sorgulama içinde olmaları ve çevrelerindeki insanlara, özellikle de ebeveynlerine, karşı interneti ve dijital oyunları isyan aracı olarak kullanmaları sıkça karşılaşılan bir durumdur. Bu nedenle; ergenlerde bilinçli ve kontrollü internet ve dijital oyun oynama davranışlarının oluşması için ailede güven, demokrasi, destek, güçlü iletişim ve olumlu ebeveyn-çocuk ilişkisinin geliştirilmesine özen gösterilmelidir.

Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Teknolojik gelişmeleri takip etmenin ve dijital oyunları oynamanın artık hayatımızın bir parçası olduğu düşünüldüğünde, aşırıya kaçmadan dijital oyunları oynamanın normal olduğu hatta oyunların duygusal ve bedensel rahatlama gibi olumlu katkıları da bulunduğu göz önünde bulundurulmalıdır. Ancak, oyun oynama isteği kişi tarafından kontrol edilemeyecek düzeyde ve duygu, düşünce ve davranışlarında olumsuz yönde bir değişime neden oluyor ise problemin varlığından ya da oyun bağımlılığından söz edilmelidir. Yukarıda paylaştığım önlemlere rağmen durumda herhangi bir değişim söz konusu değilse, mutlaka psikolojik yardım alınması gerekmektedir.

2021-02-08T14:26:08+03:00